2001 : Uzay Macerası

"Eğer Leonardo, Mona Lisa tablosunun altına şöyle yazsaydı ona nasıl değer verebilirdik? "Hanımefendi gülümsüyor çünkü sevgilisinden sakladığı bir sır var." Bu izleyiciyi gerçeğe zincirlerdi, farklı fikirleri yok ederdi ve ben bunun 2001'e olmasını istemiyorum."

2001 : A Space Odyssey

    1968 tarihli fakat zamanının ve çağının ötesinde bir başyapıt bu. Salt sinematografi yanında anlattığı bir felsefesi var; dinsel ve evrimsel olarak. Kubrick, insanoğlunun binlerce yıllık tarihine tek karede,tek sekansda ışık tutuyor belki de.Filmi unutulmaz yapan şey çekimler,mekanlar,kostümler ve kurgu dışında çok başka bir şey.Farklı bir deneyim bu.Uzay macerası değil insanlığın var oluşu,yükselişi ve çöküşünü anlatan bir destan.Bunların hepsine felsefi açıdan cevap veren,bunu yaparken müziğin eşsiz güzelliğini hiç beklenmedik notalardan karşılayan metaforik bir sanat.Evet 2001 filmi sinemanın içini dolduran nevi 7.sanat harikası. Kubrick mükemmeliyetçi ve felsefi bir dil ve anlatımla aynı şekilde zamanının çok ötesinde kamera açıları ve sahnelerle bizlere sinema sanatının ne olduğunu hatırlatıyor sanki. Bize ''-2001'in felsefi alegorik anlamı konusunda spekülasyon yapmakta serbestsiniz.'' diyerek filmin ucunu her anlamda çok açık bırakıyor.İzlerken sessizliğine bu kadar anlam yüklediğim başka film hatırlamıyorum.Gözlerimizin önünde akıp giden 2 saatte bize bir şey anlatıyor. Anlattığı o 'şey' herkesin bilinçaltında farklı anlamlarla kalıplaşacaktır. Sinemanın görüntü temelli olduğunu savundum hep. Sözlerle vakit kaybetmek yerine görüntüler sinemanın dili olmalıdır tamamen.Bu filmde konuşmaları toplasan 40 dakikayı geçmez.Ama kalemin boşlukda vals eşliğinde süzülüşünü hayranlıkla izleten kaç film vardır ki?

Bölüm 1 : İnsanın Şafağı

Maymun-İnsan(Evrim)
    Film iki dakikalık karanlık bir siyah ekrandan sonra  Richard Strauss'un  'Böyle Buyurdu Zerdüşt' müziğiyle açılıyor. Afrika'nın eşsiz görüntülerini bize sunan Kubrick, daha sonra bize film boyunca tek bir açıklama yapmayacağı sembolik metaforunu sunuyor; Siyah Taş Blok(Monolith). Herkesin farklı fikri oluşacaktır monolith ile ilgili. Ama filmin 'Böyle Buyurdu Zerdüşt' müziğiyle açılması tesadüf olacak kadar masum değil. Nietzsche'nin aynı adlı kitabında bahsettiği ütopik Üstün İnsan ve Sonsuz Dönüş gibi çok konuşulan teorileri ile bu filmi belli bir mantık düzeyine çekebiliyorum . 
Monolith(Siyah Blok Taş)
    Şimdi, monolith'in göründüğü ilk sahneyi hatırlayalım. Büyük siyah taşa bu ilk dokunuş ile maymunlar kendi dönüşümlerini gerçekleştirerek yeni bir aşamaya geçiyorlar.(Burda Kubrick Maymun-İnsan şeklinde sunumuyla evrimi temel aldığını gösteriyor bize.) Monolith'in film boyunca taşıdığı metoforik imgelem;değişimdir,ilerlemedir. Sadece ilk bölümü düşünürsek monolith'den etkilenerek ilk silahlarını bulurlar. Bu sırada monolith üzerinde güneş sekansı ve R.Strauss'un müziğinin başlaması aydınlanmayı, değişimi işaret eder. Maymun-insan'ın aklına gelen ilk fikrinin silah olarak kullanılması ise ayrı bir mesajdır. Yönetmen insanlığın(Uygarlığın) ilk adamını atıyor bu bölümde. Belli bir topluluk etrafında yaşıyor, iki ayak üzerinde yürümeye başlıyor hatta savaşıyor. Burdan sonra izlerken hayran kaldığım bir sahneyle, uygarlığın başlangıcını harika bir kesmeyle günümüz dünyasına bağlıyor.Kurgu içinde tarihi gelişimi bir sekans da gösteriyordu.
Uzay Araçları

    Ve burdan sonra muhteşem 7.sanat başlıyor. Kubrick henüz uzay ile ilgili kimsenin fikir sahibi olmadığı, aya insan gönderiminin bu filmden bir kaç yıl sonra yapıldığı bir dönemde insanlara yeni bir alem sunuyor. Harika fotoğraflar eşliğinde bizi yıldızların ötesinde, gezegenlerin arasında eşsiz bir yolculuğa çıkartıyor. Arka planda çalan J.Strauss'un vals müziği eşliğinde kendinizi kaptırıyorsunuz filmin akışına. Farklı alemlere gidiyorsunuz gerçekten de. İnsanoğlunun uzaya karşı ürkekliğini ve dolayısıyla yabancılığını gösteren sahnelere geçiyor sonra. Önce kabinde süzülen kalem, uzaya yeryüzü kadar hakim olamadığımızı simgeliyor. Kabinde ki hostesin yürürken zorlanması(Kubrick buraya özellikle yakın çekim yaklaşır) uzayda yeni doğmuş  bebek edasındadır. Ve son olarak tuvalet kullanımını yenidem öğretmesi uzayın insana uzak ve yabancı, bir o kadar da alışılması gereken bir yer olduğunu vurgular gibi. İnsanoğlu; dünyanın sahibi fakat uzayın çocuksu misafiri. Sonrasında insanoğlunun ilerlemesini simgeleyen monolith 2.kere ortaya çıkar, yeni bir dokunuş bizi yeni bir atlayışa götürür. Yine bu sahneden hemen sonrasında güneşin doğuşunu resmeder usta yönetmen. Ve sonraki aşamaya geçeriz. Yeni hedef : Jupiterdir.

Bölüm 2 : Jüpiter Görevi

Makineler İnsana Karşı

    İnsanoğlunun uzaya hakimiyetinin sınırlı olduğunu ve bunun insanı içten içe çaresizleştireceğini anlatan ve bunun üzerinde insan-makine ilişkisine yorumlar getiren bir bölüm. İnsan eliyle yapılan makinelerin bir gün insanın yerini almaya çalışması ve onun yerine düşünmesi fikri özellikle son dönemlerde oldukça sorgulmaya başlanmıştı. Ama Kubrick, bunu 50 yıl öncesinde perdeye yansıtmıştır. Burada kahramanımız, yapay zekası oldukça gelişmiş bir bilgisayar;HAL 9000. Filmden sonra bu ismin IBM'in kısaltmasında ki harflerden bir öncekine gidilerek ortaya çıktığı söylentilerini yazar Arthur Clarke yalanlamıştır. Bu tabiki de çok büyük bir tesadüftür! Filmde açıklandığı kadarıyla yapay zekası şimdiye kadar yapılanlar arasında en gelişmiş alet HAL daha önce hiçbir hata yapmamıştır. Normal insanlar gibi konuşabiliyor, yorum getirebiliyor, tahmin yürütebiliyor ve hatta röportaj bile yapabiliyordu.Bu konuşmalarında HAL'ın çok açık bir şekilde kendine güvenen daha doğrusu her şeyi kendi bilen, hırslı ve amacı uğruna her şeyi yapabilecek insanı simgelediğini düşünüyorum. Çünkü ne de olsa insan icadıydı HAL. İnsanın yaptığı şeylerin kendisine benzediğinin vurgulanmasıydı belki de. 
HAL 9000

    Dave ile yaptığı konuşma da, görev hakkında endişeli olduğunu ve çok tuhaf şeyler olduğunu bunları kafasında bir türlü yerli yerine oturtamadığını söylüyordu HAL. Tam o esnada Dave ''-mürettabatın psikolojik raporunu mu hazırlıyosun?'' sorusu üzeri '-tabiki,hazırlıyorum.' diye geçiştirdikten sonra aniden arıza sinyali veriyor.Film de makine hatası olarak aktarılan bu bölüm için tam tersini düşünüyorum. Çünkü, daha sonra yaptıkları merkez konuşmasında merkezin söylediği ''-Hata raporunu ikizi HAL-9000 buldu,çok enteresan değil mi?'' sözleri bunu daha iyi açıklıyor. Bilinçli bir şekilde düşünülmüş ve kendini insandan üstün gördüğü için onun yerine geçme planı dahilinde yapılmıştı. Yani makine ve insan savaşının bir örneğiydi bu. Ayrıca geminin içinde ki mürettebatın sadece makinelere bağımlı yaşaması, yapay güneş kullanması, televizyon karşısında yemek yiyen insan portresi küçük de olsa geleceğe dair insanın yapaylaşacağının ve makinelere ne kadar bağımlı olacağının kompozisyonuydu. 
Uzayda makineye karşı insanoğlu başarılı olur ve onu yok eder. Fakat artık tamamen çaresiz kalmıştır. Yola yalnız devam etmek zorundadır. Ona yol gösterecek makine artık yoktur. Bir nevi kendi elimizle yaptığımız makinelerin esiri olduğumuzun yansımasıdır. Yolun devamı yabancı imgelerle doludur. Öte diyarlarda insanlığı bekleyen neydi peki?

Bölüm 3 : Jüpiter ve Sonsuzluğun Ötesinde

Sonsuzluğa Yolculuk
    Kubrick'in felsefenin dibini gördüğü, adeta 4.boyuta geçtiği mistik ve tinsel bir yolculuğuna hazır olun. Hiç bir diyaloğun geçmediği, tüm gücünü resimlerden ve insanın hayal gücünden alan son bölüm. Monolith 3. kez görülür ve sanki bize yolu gösterir. Ordan sonra asıl aşamaya geçilir. Ve o renk cümbüşü eşliğinde zaman ötesi ''Sonsuzluğun Yolculuğu''na başlanır. Hayal gücü sınır tanımaz burada. Her şey, her yer adeta bilinç altının bize sunduğu farklı bir dünyaya davettir. Burada bir çocuğun yaratılışına tanık oluruz. Embriyonun oluşumu gösterilir.Adeta Dave'in(insanoğlunun) yeniden doğuşunu simgeler bu sahneler. Son aşamaya geçiş için. Sonsuz dönüşü tamamlamak için. 
Renklerle sonsuzluğa bir adım daha yaklaştırır Kubrick bizi. Sona doğru rengarenk dünya sunar. 
Sonsuz Dönüşüm
      Sonra Dave bir oda da ortaya çıkar.Tamamen sanal bir gerçeklik eşliğinde. Yaşlanmış olarak görürüz onu. Sonra yemek masasın da son yemeğini yerken. Sona biraz daha yaklaşırız. O sırada şarap kadehi yere düşer. Kadeh kırılır, fakat şarap hala ordadır. Beden ve ruh gibi... Beden yok olmaya mahkumdur, fakat ruh her zaman var olmaya devam edecek ve sonsuz dönüşümü tamamlayacaktır. Dave(Burda ki simgelediği tüm insanlıktır) monolith ile belli evrelerden geçmiş ve ruhsal bir yolculuk yaparak en son aşamaya gelmiştir. Çok yaşlanmış bir şekilde yatağında iken monolith son kez görülür ve o son aşamayı gerçekleştirir. Yolculuk amacına ulaşmıştır. İnsanoğlu sonsuz döngüsünü gerçekleştirmiş ve üstün insan(Yıldız Çocuk) mertebesine ulaşmıştır.
Yıldız Çocuk(Üstün İnsan)

    Bunlar tabiki benim kendi düşüncelerim ya da okuduğum yazılardan sonra edindiğim fikirler. Stanley Kubrick ve Arthur Clarke ne düşünüyordu kimse bilmiyor ve bilemiyecekte. Kubrick bu filmde sinemanın sadece görsel yanıyla hayal gücünü birleştirerek 2 saatten fazla bir şaheser sunuyor bizlere. Filmi beğenmeyenler muhakkak olacaktır fakat eleştirirken neyi eleştirdiğini bilmeyen insanlar dolu yine. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan insan sayısı her geçen gün çoğalıyor. Özellikle internetin sınırsız özgürlük sağladığı şu dönemlerde bu daha da belirgin ve rahatsız edici seviyeye gelmiş durumda. Zaman geçirmek için izlenecek sıradan filmlerden asla değil. Belli bir felsefesi olan ve bunu alışılmışın dışında kalıplarla seyirciye sunan bir film. Bilim-Kurgu türünün içini doldurmuştur. Kendinden sonra çekilen pek çok filme örnek olmuştur. Örnek olarak son dönemlerden izlediğim 2009 yapımı ''Moon'' filmi. Senaryonun büyük kısmı bu filmle benzerlikler taşır. Fakat 50 yıl önce çekilmiş bu film hiçbir şekilde geri kalmamıştır. Günümüz sinemasının üzerine çıkarak döneminin çok ötesinde bir yapıt bu.



İncelenmesi Gereken Kaynaklar;

Share this: